TARİH YAZICILIĞINDA "İSNAD SİSTEMİ" NİN KULLANILIŞIYA DA TARİH YAZICILIĞINDA RİVÂYETÇİ METOD

En son güncellendiği tarih: May 5

Milletlerin sahip oldukları kültür mirasının gerek korunması gerekse gelecek nesillere sağlıklı bir şekilde aktarılmasında yazılı kaynakların önemi büyüktür. Zira araştırılan bir konunun ya da tarihe mâl olmuş bir olgunun tespiti ve değerlendirilmesinde yazılı kaynaklar bize, şifâhî haberler, destanlar, menkıbeler ve halk arasında devamlı tekrar edilen mit’lere (=myth) nispetle daha güvenilir bilgiler vermektedir.


Nitekim Z.V. Togan'ın: “Şifâhî haberlerin ağızdan ağıza naklolunurken maruz kaldığı değişiklikleri kontrol etmek her vakit kâbil olmadığı halde, asıl menbaalar elde olduğu takdirde pek mümkündür. Yazılı rivâyetler bize ya aslî şekliyle yahut aslından bi’l-vâsıta nakledilmek suretiyle vâsıl olur”1 şeklindeki tespiti, bunu teyid etmektedir.


Bunun içindir ki, yazılı kaynaklar, bir araştırmacı için elde ettiği bilgileri temellendirmesi açısından son derece önemli olduğu gibi, araştırmamıza konu olan “tarih yazıcılığı” ve onda uygulanan metod da, yazılı tarihle ilgili metinlerin anlaşılması bakımından daha da önem arz etmektedir. Çünkü yazılı tarih, bir anlamda geçmişi tüm özellikleriyle -yazıya geçirilebildiği nisbette- bu günü taşımaktır. İki olgu -geçmiş ve bugün-arasındaki "zaman engeli" aşıldığı zaman, olgular arasındaki benzerlikler ve ayrılıklar tespit edilecek, sebepler ve sorunlar daha açık bir şekilde görülecek; yapılacak yeni yorumlarla o günün tarihi yeniden yazılacaktır. İşte o zaman insan kendi öz güveni içinde tarihe müdâhil olarak, ona yön verecektir. Tabiki bütün bunlar, varılacak nihâî bir sonuçtur. Ama bize bu gücü kazandıracak olan, o konuda ulaşabileceğimiz ilk bulgular ve doğru tespitlerdir. Değerlendirme ve sonuç bunu takip edecektir.


Devamı..

4 görüntüleme

Profdralicelik.com | 2020 Akademik İlahiyat