• .

İslâm’da İlim ve Muhtevâ

En son güncellendiği tarih: May 5

İslâm Dîni, insanı merkeze alan ve onun bireysel olarak kemâle ermesini isteyen, kemâl sâhibi insanların da biraraya gelerek “tevhîde dayanan, tüm davranışlarında ahlâkilik ölçüsünün dışına çıkmayan, sosyal adâletin egemen olduğu” bir toplum oluşturmalarını telkin eden bir dindir. Bu özellik aynı zamanda, gerek bireysel anlamda (mü’min olarak) gerekse toplumsal anlamda İslâm toplumunun en belirgin niteliklerine işâret etmektedir. Bu nitelikler İslâm insanının nasıl bir bilinç düzeyine sâhip olduğunun, bu üstün bilincin hayâta dâhil olarak hayâtı nasıl şekillendirdiğinin ve hangi temel ilke ve esasları ölçü kabul ettiğinin anlaşılması açısından son derece önemlidir. Bu bir kalite demektir. “Müslüman”, gerek zihin dünyâsı (akîdesi) îtibâriyle gerekse sosyal hayattaki misyonu îtibâriyle her türlü basitlikten arınmış; ilkeli ve tutarlı duruşuyla, değer yargılarıyla rafine insandır. İslâm toplumu da rafine bir toplum. Yüce Rabbimiz Kur’ân-ı Kerîm’de: “Siz, insanlar için çıkarılmış en hayırlı bir ümmet olmak üzere vücûda geldiniz, ma’rufu emredersiniz, münkerden nehy eylersiniz ve Allâh’a inanır îman getirirsiniz…” (Âl-i İmran, 110.) buyurarak müslümanların bu özelliğini açıklamaktadır. Yine Kur’ân’da: “İzzet ve şeref Allâh’ın, Rasûlü’nün ve mü’minlerindir.” (Münâfikûn, 8.) buyurmuştur.Devamı..

1 görüntüleme

Profdralicelik.com | 2020 Akademik İlahiyat