• .

ASR-I SAADETTE RAMAZAN DA PEYGAMBERİMİZ’İN RAMAZAN GÜNLERİ

En son güncellendiği tarih: May 5


Ramazan anlatılır mı bilemem ama, o konuda bildiğim şey: Ramazan ancak yaşanır olmasıdır.. Onun engin ikliminde insan Ramazan ayının tüm güzelliklerini yaşayarak yüce Rabbinin ihsan etmiş olduğu ilâhî rahmeti doyasıya tadar. Kendi iç dünyasında, gönül âleminde, ruhunun derinliklerinde onu bir farklı hisseder. Daha Ramazan ayı gelmeden Receb ayından itibâren mübarek geceleri bir bir geçerek, Regaib kandilinde ruhunun ilâhî esrara yönelen ateşini şöyle bir tutuşturup Miraç kandilinde sevgililer sevgilisinin melekût âlemine nasıl seyrana çıktığını düşünür. İlâhî huzurda aşkın ve sevginin doruk noktasında bile ümmetinin unutmayan Peygamber Efendimiz’i düşünür. Onun zatını, hayatını, çilelerini düşünür. Yaşam biçimini, sünnetini kendisine takip edilecek yol olarak seçtiğini bir defa daha ikrar ederek Miraç sabahına ulaşır. Kendisini Hz. Ebû Bekir misali hissetmek ister: “Eğer O söylemişse doğrudur. O’na ve O’nun Allah’tan getirdiği her şeye inandım iman ettim” der. Ramazan iklimine doğru böyle hep adım adım mürakabe ile iç dünyasını günah kirlerinden temizleye temizleye yol alırken Allah Rasûlünün Ramazan ayından başka en çok oruç tuttuğu bazen tamamını bazen tamamına yakınını bazen de pek çok günlerini oruçlu geçirdiği Şaban ayının ortasında, onbeşinci gününü oruçla geçirip akşamında Berat gecesiyle buluşur. O geceyi doyasıya ihya etmeye çalışır. İbadet eder, nafile namaz kılar, tesbîhat ve zikirler çeker ve mahcup ve mükedder bir eda ile sonunda ellerini rahmet-i Rahman’a açar ve Ya Rabbî ! der. Belki dökebilirse bir iki damla göz yaşı akıtarak “beni kulluğuna kabul et!” der veya demeye çalışır. “Beratımı sağ elimden ver!” diye yalvarır ve yakarır. İç duruluğuna ermek için bir manevi mücadele halindedir. O artık kendisini bir Ramazan eri olmaya hazırlamaktadır. Ramazan ayında bir manevî cihad vardır. Nefis ve nefsânî tüm duygularla sonuna kadar mücadele etmek vardır. Ramazan akşamında “Yarınki Ramazan orucunu tutmaya niyet ediyorum” derken o, aç susuz kalmaya niyet ediyor değil, aslında nefsiyle birebir, göğüs göğüse mücadele etmeye niyet ettiğinin farkındadır. Zaten niyet de ne yaptığının farkında olmak demek değil midir? İşte bu farkındalık; kul olduğunun farkında olmak, Allah’ın emirleri karşısında hassas olmak gerektiğininin farkında olmak, kendi acziyetinin farkında olmak ve ne yapıp ederse yarın âhirettte mutlaka hesabını vereceğinin farkında olmak, bunun için kılı kırk yarmak.Yani bilinç uyanıklığı; bir başka ifadeyle olgun ve kâmil müslümanın olağan hali. Devamı..

3 görüntüleme

Profdralicelik.com | 2020 Akademik İlahiyat