Hikmet Damlaları

“Besmele-i şerîfe ile başlanmayan her işin sonu kesiktir/nasipsiz olur.” (el-Câmiu’s-Sağir, II,92)
 
Kur’ân’da Neml sûresi 30. âyetinin bir bölümü olan, İslâm’da gerek dünyâ gerek âhiretle ilgili olsun her önemli ve meşru bir işe başlarken mutlaka söylenmesi/okunması tavsiye edilen besmele, kültürümüzde “Besmele Çekmek” tabiriyle ifâde edilen, “Bismillahirrahmanirrahim” cümlesidir. “Allâh’ın (cc) Hz. Peygamber’e (sav) “Yaratan Rabbinin adıyla oku” âyetiyle öğrettiği bu edeb dersi, gerçekten de İslâm düşüncesinin en büyük prensibi olan bir noktaya işâret etmektedir ki o da, Allâh’ın (cc) gerçek varlık olduğu ve her varlığın varlığını O’ndan aldığı husûsudur. Zîra O (cc), bütün varlıkların başlangıcıdır ve her şey O’ndan başlar, her hareket O’nun adıyla olur.

Tıbbî İlmihal

 

Ülkemizin ilk mikrobiyologlarından Miralay Dr. Hüseyin Remzi Bey İlmihâl-i Tıbbî’de ilmihal bilgilerinden abdest,  gusül,  namaz,  oruç  gibi  ibâdet  esaslarının  bazılarıyla,  haklarında  fıkhen  haram  ve  mekruh hükmü verilmiş yiyecek, içecek ve giyecekleri ele alır. Bu konuları hem dinî hükümler açısından hem tıbbî yönden inceler, insan sağlığına verebilecekleri fayda ve zararların neler olduğunu halkın anlayacağı bir üslûpla anlatır. “Evliyâ Hoca” lakabıyla tanınan Remzi Bey ülkemizde koruyucu hekimlik ve sağlıkla ilgili modern bilgi birikimine katkı sağlamış, tıbbî bilginin halk arasında yaygınlaşması için çaba göstermiş, bu konuda çok sayıda eser yazmış, 57 yıllık ömrüne 58 kitap sığdırmış uzman bir tabib, değerli bir bilim adamıdır. 

Güncel Konulara Dair İslâmi Araştırmalar

İslâmiyet, “Kur’an ve sünnet bütünlüğü” içinde vaz’ edilmiştir. Kur’an’ı, sünnetten ayrı düşünmek, Kur’an’ı anlamamaktır. Bu eser, Kur’an ve Hadis/Sünnet’in aydınlığında İslâm’ın daha iyi anlaşılması ve İslâmî ahkâmın hayata taşınması adına çeşitli meseleleri ele alıp inceleyen araştırma yazıları, tebliğ ve makâlelerden oluşmaktadır. İlim ve irfan hayatımıza katkılar sunması ve Sünnet-i Seniyyeyi daha iyi öğrenip yaşamamızı sağlaması dileklerimizle…

İslamın Kabul ve Reddettiği Halk İnançları

Hz. Peygamber’in tebliğ ettiği Kur'ân esasları ve onların yorumu demek olan sünneti, Hicaz bölgesi halkının inanç dünyasını değiştirmiş, hurafelerden arındırmış, o istikamette yeni hükümler getirmişti. Daha doğrusu, Hz. İbrahim (a.s)'ın getirdiği Haniflikten sapmalar sonucu ortaya çıkan inançlar tekrar aslına döndürülmüş, Kur'ân ve Sünnet'in ana esprisi olan Tevhid inancı ikame edilmişti. Ne yazık ki, Hz. Peygamber’in vefatından çok kısa bir müddet sonra gerek Hicaz bölgesinde gerekse Fetihle genişleyen İslâm dünyasında eski inançlar yahut bölgede kültürel miras olarak devam eden düşünceler, İslam kisvesine bürünerek tekrar devam ettirilmeye başlanmış, Kur'ân'ın "Câhiliye hamiyeti"" diye tavsif ettiği inanç ve düşünceler hatırlatılma gayretine girilmiştir. Bu acı gerçek, İslâm bilginle¬rinin üstün gayretlerine rağmen devam etmiştir. Bu gün İslam dünyasının çeşitli bölgelerinde ortaya çıkan ihya hareketleri hep, İslam'ı gerçek hüviyetiyle bidat ve hurafelerden arınmış şekliyle yeniden sunma gayretinden kaynaklanmaktadır.

Peygamberimiz'in Ramazan Günlüğü

Bu çalışmamızda. Peygamber Efendimiz'in Ramazan ayını nasıl geçirdiğini, hadislerin ışığında tespit ederek, bir anlamda Peygamberimiz'in "Ramanaz Günlüğü"nü genel hatlarıyla da olsa okuyucularımızın bilgisiyen sunmaya çalıştık. Belki "O'nun yolunun emekleyen yolcularına" ışık olur diye...

Bu tesbitler, Ashab-ı Kiram'ın, Peygamberimiz'in Ramazan ayını ihya etme ve oruç ibadetini yerine getirme konusunu neler yaptığına dair, O'ndan gördükleri ameller, kendisinden işittikleri tavsiye ve teşviklerden bize intikal eden en kıymetli bilgilerdir.

Halkın Hadis Bilgisi ve Bilgi Kaynakları (Ahmediyye Örneği)

Halkımızın sahip olduğu dînî bilgileri, özellikle Hadis/Sünnnet bilgisi, bugün, konunun uzmanı pek çok kimse tarafından kritik edilmekte ve bu konuda bir takım yanlış öğrenme ve anlamaların olduğu tespit edilmektedir. Bu yanlış bilgiler ve anlamalar ise, toplumsal hayata farklı şekillerde yansımakta, dînî bir takım problemlerin doğmasına sebep olmaktadır. Ortaya çıkan problemin, şüphesiz en doğru bir şekilde çözülmesi gerekir. Ancak probleme gerçekçi bir çözüm getirebilmek için, her şeyden önce, problemin kökeninde yatan “yanlış öğrenme ve anlamaların kaynağının” tespit edilmesi lazımdır. Yani, eğer çok sayıda uydurma veya asılsız sözler, Hz.Peygamber’e izâfe edilerek halk arasında hadis diye öğrenilip, bunlar esas alınarak İslâm’ın rûhuna uygun düşmeyen açıklama ve yorumlar, dinin bir emriymiş gibi yayılmış ise, evvela yapılması gereken, bu yanlış bilgilerin halka nasıl ve hangi yolla ulaştığının ve halk arasında yaygınlaştığının tespit edilmesi; halkın hadis bilgisinin bilgi kaynaklarının neler olduğunun bilinmesi olacaktır. Artık ancak bundan sonra yapılabilecek çalışmaların probleme çözüm getirebilme ihtimalinden söz edilebilir.

Kavram ve Mahiyet Olarak Sünnet Ve Bid'at

Toplumun bir kesimi, eğitimsizliğin ve dini cehaletin sonucu hurafelere düşerken, bir kesimi de toplumun yapısını pek fazla önemsemeden keskin tavırlar almak suretiyle tekfir etme derecesine varan anlayışlar içinde görülmektedir. Bunun yanında Peygamberin Allah tarafından seçilmiş olmasının gereği olarak bulunan bazı özellikleri reddedilerek beşerilik vasfı öne çıkarılıp, Peygamber ve O'nun sünnetine karşı tavır alan düşünceler ortaya çıkmaktadır. Günümüz insanı bu ikilem arasında gidip gelmektedir. Biz bu çalışmamızda kavram ve mahiyet olarak sünnet ve bid'at kavramlarının teorik bir araştırmasını yapmaya gayret ettik. 

Hz. Peygamber'in Hadislerinde Fitne

    İnsanımızın buhran ve sıkıntılar içinde kıvrandığı günümüzde, tek kurtuluş yolunun "cehalet" karanlığını silip atacak, dinin emirlerini doyasıya yaşayacak ve her türlü "fitne" olgusuna meydan vermeyecek bir olgunluğa ulaşmak olduğu, bunun ise ancak Hz. Peygamber'in sünnetini öğrenmek ve ona teslim olmakla gerçekleşeceği, bu küçük araştırmamızın vardığı bir sonuçtur. Bu sonucu, toplumumuzun geleceğine ışık tutması açısından önemli görüyoruz.

Manzum Hadis Tercümeleri ve Latîfî'nin "Subhatu'l Uşşâk"ı

   Elimizdeki bu çalışma inanç değerlerimizin Edebiyata nasıl yansıdığını gösteren .Şiirleşen Peygamber sözlerini anlatan bir  çalışmadır. Müellif Latîfî'nin bu eseri incelendiğinde. onun yapmak istediğinin , döneminin (1490-1566) sosyal sorunlarına, bozulan insânî, ekonomik ve ahlâkî yapıya hadislerin ışığında, onalrı şiirdiliyle ifade ederk, bir anlamda çözümler sunmak olduğu anlaşılmaktadır.

Sünnetin Aktüel Değeri

   İslam medeniyeti, referanslarını Kur'an ve Sünnet'ten alan bir medeniyet olmakla birlikte, geçmişte yaşanmış, işlevini  bitirmiş ve arşive kaldırılmış bir medeniyet değildir. İslâm medeniyeti yaşayan bir medeniyettir. Müslümanın bulunduğu her yerde az veya çok o medeniyetin izleri görülmektedir. Kültürde, sanatta, edebiyatta, mimaride bu  medeniyet, belli oranlarda Kur'an ve Sünnet'ten izler, renkler ve tonlar taşımaktadır.

Profdralicelik.com | 2020 Akademik İlahiyat