Peygamberimizin Ramazan ayını ihyâ edişleri

Peygamberimiz (s.a.v) Medine’ye geleli daha on sekiz ay olmuştu. Kısa bir süre önce (فَوَلِّ وَجْهَكَ شَطْرَ الْمَسْجِدِ الْحَرَامِ) “Yüzünü Mescid-i Haram’a çevir..” emr-i şerifleriyle kıbleyi Mescid-i Aksa’ dan Kâbe’ye çeviren Yüce Allah, bu sefer hicri takvimin 8. ayı olan Şaban ayında, Ramazan orucunu farz kılan şu âyetleri indirdi(Bakara,183-185):

(يَاأَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُوا كُتِبَ عَلَيْكُمُ الصِّيَامُ كَمَا كُتِبَ عَلَى الَّذِينَ مِنْ قَبْلِكُمْ لَعَلَّكُمْ تَتَّقُونَ…..)

. “Ey İnananlar! Oruç, sizden öncekilere farz kılındığı gibi, Allah’a karşı gelmekten sakınasınız diye, size farz kılındı.…”

Bu âyetler, Ramazan ayının, diğer aylardan ayrıcalıklı olduğunu açıkaça ifade etmektedir. Çünkü;
-Ramazan, oruç ayıdır.
-Ramazan, Kur’an ayıdır.
-Ramazan, takva ayıdır.
-Ramazan, Allah’ı yüceltme ayıdır.
-Ramazan, şükür ayıdır.
-Ramazan, tevbe ayıdır.
-Ramazan, îtikaf yani tefekkür ve taabbüd ayıdır.
-Ramazan, Allah ‘ın koyduğu sınırları gözetme ayıdır.
-Ramazan, bin aydan daha hayırlı olan Kadir gecesini içinde saklayan bir aydır.

   Peygamber Efendimizin “Ramazan hayatı” yakından incelendiğinde, O’nun Ramazan Orucunun farz olmasından sonra âhirete irtihâl edinceye kadar, toplam dokuz Ramazan orucu tuttuğu, onlardan dördünün 29, beşinin de 30 gün olduğu anlaşılmaktadır.

   Efendimizin hayatını, büyük bir dikkatle takip eden sahâbe-i kirâm, yaptıkları rivâyetlerinde âdetâ, Peygamberimizin hayatının günlüğünü tutmuşlardı. Bu rivâyetlere baktığımızda, O’nun Ramazan ayını nasıl ihyâ ettiğini şöyle görüyoruz.

    Ebû Hüreyre (r.a)’den Rasûlüllah (s.a.v)’in şöyle buyurduğu nakledilmiştir: “Kim inanarak ve sırf Allah rızasını dileyerek Ramazan orucunu ve gecesini terâvihle (veya başka ibadetle) ihyâ ederse, onun geçmiş günahı bağışlanır.”

Ramazan ayı girmeden önce hazırlıkları:

   Oruç ibâdetine hilâlin görülmesiyle yani Ramazan ayının girdiğinin yakînen bilinmesiyle başlanıyordu. Bundan dolayı, Peygamberimiz, Ramazan ayı girmeden önce, Ramazan hilâlinin görülmesi üzerinde önemle dururlar; hilâlin görülüp görülmediğinin tespitinin yapılmasından sonra oruca başlanmasını; havanın bulutlu olması durumunda ise, ayı otuza tamamlamasını isterlerdi.

   Efendimiz (s.a.v)’in sünnetine son derece bağlı olan Hz.Ömer ‘in oğlu Abdullah (r.a) da, bu konuda Hz. Peygamber’den duyduğu bir hadisi şöyle nakleder: “Rasûlüllah (s.a.v) Ramazanı zikrederek buyurdular ki: “(Ramazan ait) Hilali görünceye kadar oruç tutmayın, yine (Şevval ayına âit) hilali görünceye kadar da bayram yapmayın. Bulut araya girerse takdir edin(yani hesaplayıp otuza tamamlayın).”

Ramazan ayını ihyâ edişleri:

   -Ramazan ayının girdiği tespit edildikten sonra sahâbe-i kiramı, oruç tutmaları için bilgilendirir, kendilerine Sahur yemeği yemelerini tavsiye ededi. Sahur vaktinin tespitine, sahur ve sahur yemeğine önem veren Peygamberimiz, “Bir yudum su ile bile olsa sahur yapın” buyururlardı.

-Ağız ve diş temizliğine(misvak) son derece özen gösterirler, ashâbını da bu konuda uyarırlardı. Abdullah bin Ömer, şöyle demiştir:
“Oruçlu, günün başında ve sonunda misvak kullanırdı.”
-Oruç tutmaya niyet ederlerdi.
-Oruçlu oldukları sürece oruca zarar verecek şeylerden uzak dururlardı. Hatta bu sadece maddî anlamda değil, oruçluya lâyık olan ihlas ve samimiyetin korunmasını isterlerdi:
   Ebû Hüreyre naklediyor:
“Her kim yalan söylemeyi ve yalanla amel etmeyi bırakmazsa, o kimsenin yemesini içmesini bırakmasına Cenâb-ı Hakk’ın hiç ihtiyacı yoktur.”

-Yolculuk halinde veya oruç tutmamayı gerektiren durumlarda, oruç tutmaz, yahut orucunu bozarlardı.

-Ramazan günlerinde, bol bol Kur’an okurlar, hayru hasenâtta bulunurlardı. Cibirîl (a.s), Ramazan sonuna kadar her gece kendisine gelir, ve Hz.Peygamber (s.a.v), ona Kur’an okuyup dinletirdi.(Mukâbele geleneğimiz).Peygamberimizin Kur’an okuyuşu, tecvid ve tertîl üzere (tane tane) idi.

-Ramazan gecelerini ihyâ ederdi, (terâvih ve) nâfile namaz kılar, ashâbını buna teşvik ederdi.

Yazının tamamı pdf