Sâlih Amel: İnandığı Gibi Yaşamaktır

    Her mü’min -kulluğunun bir gereği olarak- her gün mutlaka Kur’ân-ı Kerîm’den belki bir cüz belki daha az ama mutlaka belli bir bölüm okur. Bu okuma, onun Rabbi ile bir musâhabesi, mükâlemesidir. Kemâli hürmetle Kur’ân âyetlerini tertîl üzere yavaş yavaş, hurûfâtına, tecvidine riâyet ederek okur. Dikkatle okur, sadâkatle okur, okuduğu âyetlerin Rabbi’nin kendisine bir mesajı olduğunun bilinci içinde okur. Okurken, o âyetin nüzûlünü düşünür. Nüzûlü sırasında Efendimiz’in (sav) mübârek çehresinin vahyin ağırlığı altında buram buram nasıl terlediğini; vahyin nüzûlüne şâhit olan güzîde sahâbe-i kirâm’ın neler hissettiklerini düşünür. Onun bu  düşünceleri Kur’ân-ı Kerîm’i daha da dikkatli okumaya, âyetlerde anlatılan hakikatleri anlamaya, kavramaya, gönül dünyasında hissetmeye götürür. Kur’ân bir zikirdir (Hirc, 9.; Nahl, 44.; Yasin, 11.), onun her bir âyeti mü’minlere tevhidi hatırlatır, Allâh’a kul olmayı, kulluk görevlerini bihakkın yerine getirmeyi hatırlatır. 

    Bu dünyada yapıp ettiklerimizin tek tek yazıldığını (Yasin, 13.), nimetlendirildiğimiz her şeyden hesaba çekileceğimizi (Tekâsür, 8.) hatırlatır. Başıboş yaratılmadığımızı hatırlatır. (Kıyâme, 36.) Amel defterlerimizin boynumuza asılacağını ve “Kitabını oku, bugün, hesap görücü olarak sen kendine yetersin.” (İsra, 13-14.) denileceğini hatırlatır. Kur’ân’ın her âyeti mü’minlere inançlarını korumaları, onları yaşamalarını, Allâh’ın ve Rasûlü’nün rızâsını ve hoşnutluğunu kazanacak emirleri ve yasakları hatırlatır. Cenneti ve nimetlerini tüm incelikleriyle; Cehennem ve azâbını tüm ayrıntılarıyla tasvir eder (bkz. Mekkî sureleri hemen tamamında) . Tâ ki itiraz edecek bir durum kalmayacak şekilde.

   Allâh’ın kuluna, şah damarından daha yakın olduğunu ve Rabbinin onu her an gözetlemekte olduğunu (Fecr, 14.)hatırlatır. Kur’ân-ı Kerîm’i okurken, her bir sayfayı okuduğunda ayrı bir  atırlatma ile karşılaşır. Bu hatırlatmalar bazen bir uyarı şeklinde, bazen bir ibret ve öğüt şeklindedir. Mü’min’e mü’min olmanın niteliğini öğretmeye yöneliktir.

    Kur’ân-ı Kerîm’de Peygamber kıssaları sıkça konu edilir. O kıssalarda, Allah tarafından seçilerek peygamber/elçi olmuş kulların verdikleri tevhid mücâdeleleri anlatılır, karşılaştıkları durumlar, en yakınları, eşleri, evlatları, yakınları tarafından nasıl alaya alındıkları, nasıl yalnız bırakıldıkları, ötelendikleri, zulmedildikleri, ateşe atıldıkları, deryalarda balık tarafından yutuldukları ama üstlendikleri tevhid mücadelesinde aslâ yılgınlık göstermedikleri en çarpıcı bir şekilde anlatılır. Böylece mü’minlerin dikkatleri çekilmekte ve her an îmanlarının imtihanlarını vermeye hazırlıklı olmaları gerektiği, bunun için de “sabırla ve namazla Allah’tan yardım istemeleri” (Bakara, 1.) hatırlatılmaktadır. Yazının Devamı(pdf)