Hz.Peygamber(s.a.v) ve Çocuk

     image source: https://unsplash.com/photos/qDY9ahp0Mto

   İslâm’ın korumayı garanti altına aldığı beş temel haktan birisi de Nesli korumaktır. Nesli Korumak, ancak âile müessesini korumakla mümkündür. Anne baba çocuklarının sâhibi değil, emânetçisidir. Çünkü Allah, yeryüzüne yeni bir can göndermeyi murad etmiş ve bu canın oluşumu, doğumu ve gelişimi için anne babayı görevlendirmiştir. Böylesine yüce bir ismin emânetine gözleri gibi bakmak ve asla hıyânet etmemek zorundadırlar. Bu durum, çocuk üzerinde istedikleri tasarrufta bulunma özgürlüklerinin olmadığı anlamına gelir.

   Çocuğun esaslı bir imtihan oluşu, insanın neredeyse tüm vaktini dolduracak kadar meşgul edici olmasıyla da alâkalıdır. Çocuğu ile meşgul olurken aslî vazifesini aksatmamalı, Rabbine karşı kulluk bilinci içinde yaşamayı ihmal etmemelidir.

   “Ey iman edenler! Mallarınız ve evlâtlarınız, Allah”ı zikretmekten sizi alıkoymasın.” Allah Rasûlü”nün gündüzleri oruç tutan geceleri devamlı namaz kılan Abdullah b. Amr b. Âs”ı uyarırken, Vücudunun senin üzerinde hakkı vardır, eşinin seni üzerinde hakkı vardır, ,isafirin senin üzerinde hakkı vardır, dedikten sonra : Çocuğunun senin üzerinde hakkı var!” buyurmuştur. 

   Peygamberimiz, peygamber olmanın dışında en güzel bir âile reisibir baba – idi. İnsanlığa her konuda örnek olan peygamberimiz, Âile ve neslin korunması konusunda da en güzel örnek olmuştur. Peygamber Efendimiz’den, hayatının hiçbir devresinde çocuklarla ilgili, onları incitecek-üzecek bir davranış sâdır olmamıştır. Efendimizin bu özelliğini, Peygamberimize Medine’de on yıl boyunca hizmet eden Enes bin Mâlik şöyle anlatır: Hazarda ve seferde (on sene) hizmetini gördüm. Vallâhi işlediğim bir kusurdan dolayı: «Niçin böyle yaptın?» veya yerine getirmediğim bir vazîfeden ötürü: «Bunu niçin yapmadın?» dememiştir.”   Yazının Tamamı(pdf)