XVIII.yy. Müelliflerinden Ahmed Mürşîdî’nin “Ahmediyye” isimli eseri ve Osmanlı Toplumunun Kültürel Hayatına Etkileri

   Osmanlı Devleti’nin 700. yılını kutlama programı çerçevesinde tertiplenmiş olan “Osmanlı Sempozyumu” ‘na, “18.yüzyıl Müelliflerinden Ahmed Mürşidî’ nin “Ahmediyye” isimli eseri ve Osmanlı Toplumunun Kültürel Hayatına Etkileri” konulu bir tebliğ ile katılmış bulunuyorum. Tebliğimi üç ana başlık altında sunmaya çalışacağım :

  • l. Ahmediyye’nin te’lîf edildiği XVIII. yüzyılda Osmanlı Devleti’nin siyâsî, kültürel ve
    ahlâkî duru-munun tesbiti.
    2. Müellif Ahmed Mürşidî ve meşhur eseri Ahmediyye’nin tanı-tımı.
    3. Ahmediyye’nin 18. Yüzyıl Osmanlı toplumunun kültürel haya-tına etkileri hakkında
    kısa bir de-ğerlendirme.

1. AHMEDİYYE’ NİN TE’LÎF EDİLDİĞİ XVIII. YÜZYILDA OSMANLI DEVLETİ’NİN SİYÂSÎ, KÜLTÜREL VE
AHLÂKÎ DURUMU-NUN TESBİTİ:

   Siyâsî Durumu:

   XVIII.yy, Osmanlı Devleti’nin içinde bulunduğu sarsıntıların giderek artmaya, dev-letin hızla toprak kaybetmeye başladığı; gerek idârî gerekse kültürel ve ahlâkî alanda top-lumda ciddî bir çözülmenin yaşandığı dönem “Gerileme Dönemi” olarak bilinmektedir. Gerileme Dönemi’nin başlangıcı olarak, Osmanlı Devleti’nin, XVII. yüzyılın onlarında imzaladığı Karlofça1 ve İstanbul2 antlaşmalarıyla Avrupa’daki topraklarının bir kısmını bırakmak zorunda kalmış olması gösterilmektedir. Devlet-i Aliyye’nin dışta hızla toprak kaybetmesine, içte ise isyanların çıkmasına bir türlü en-gel olamaması, girişilen ıslahatları istenilen sonuca ulaştıramamıştır. Devlet erkânı, bu olumsuzluklar karşısında çare-sizlikler içinde çırpınırken, Şeyhü’l-İslâm Fey-zullah Efendi’nin idam edilmesiyle sonuçlanan Edirne Vakası (1703)3 , Lâle Devri’ni (1718-1730) kapatan Patrona Halil isyanı (1730), padişah III. Selim’in ölümüne yol açan Kabakçı Mustafa isyanı (1807) gibi olaylar, XVIII. yüzyıl Osmanlı yönetiminin için-de bulunduğu sıkıntıları göstermesi açısından  önemlidir. Takriben bir asır devam eden bu gerileme ve toprak kaybı, Devlet-i Aliyye’nin kaybedilen toprakları tekrar almaya yönelik tüm siyâsî gayretlerine rağmen, istenilen başarıya ulaşılamamış, 1792 Yaş Antlaşması4 ’ ndan sonra Osmanlı Devletinde “Dağılma Devri” başlamıştır. Yazının Tamamı