Kurbanlarımız Kurbiyetimize Vesile olsun

   Kurban kelimesi, kendisiyle Allah’a yakınlık sağlamak, yani ibadet (kurbet) amacıyla belli vakitte belirli cinsten hayvanları kesmeyi ve bu amaçla kesilen hayvanı ifade eder. Tarih boyunca hemen hemen her toplumda kurban ibadetinin var olduğu anlaşılmaktadır.

     Nitekim Kur’an-ı Kerlm bu gerçeği, “Her ümmet için, Allah’ın kendilerine nzık olarak verdiği hayvanlar üzerine ismini anarak kurban kesmeyi meşru kıldık. ” 1 âyetiyle dile getirmektedir. İslam öncesi Câhiliye toplumunda da var olan Kurban ibâdeti, ibâdet olma vasfını kaybetmiş, putlara tapınmanın gereklerinden biri olarak kabul edilmiştir. “Câhiliye Arapları, belli zamanlarda veya önemli kabul ettikleri olaylar vesilesiyle gerek Kâbe’deki gerekse Mekke’nin diğer bölgelerinde ve Mekke dışındaki putlarının yanında mâbede olan saygılarını, putlara olan bağlılıklarını göstermek, onlara yakınlaşmak gayesiyle deve, sığır, koyun, ceylan gibi hayvanları keserek kanını onların üzerine döker, kurbanı parçalayıp bu dikili taşların üzerine bırakır, yırtıcı hayvanların ve kuşların yemesini beklerlerdi. Yarar sağlayacağı düşüncesiyle ölen kimsenin kabri başında veya cinlerden korunmak amacıyla kurban kesildiği, ayrıca yeni doğan çocuk için akîka kurbanı kesilerek ziyâfet verildiği, bereket getireceği beklentisiyle deve veya koyunun ilk doğan yavrusunun (fera‘, fer‘a), receb ayının ilk on gününde “atîre” adı verilen koyunun putlar için kurban edildiği bilinmektedir.

    İslâm döneminde Câhiliye Arapları’nın kurban âdeti, tevhid inancına aykırı  öğelerden temizlenerek Hz. İbrâhim’in sünnetine uygun biçimde ihyâ edilmiş ve sosyal işlevler de yüklenerek zenginleştirilmiştir. Putlar için hayvan kurban etme şirk, bu şekilde kesilen hayvanlar da murdar sayılmıştır.(el-Bakara 2/173; el-Mâide 5/3; el-En‘âm 6/121, 145; en-Nahl 16/115)”2 Yazının Tamamı